26/5/2009 ·
Feminist Sağlık, Şifa ve Bitkiler
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında kadın özgürlüğü hareketinin bir parçası olarak kadınlar bir araya gelip, tıp seçkinlerinin kadın sağlığı ve kadın hastalıkları konularındaki tutumlarını sorgulamaya başladılar. Ataerkil kilise ve devlet düzeninin yükselişinin bir parçası olan erkek egemen tıp camiasının Avrupa’daki geleneksel şifa yöntemleri üzerine etkilerini incelediler.
Bu yeni tıbbın iyice yerleşmesi için, o zamana kadar sağlık konularının ana kaynağı olmuş kadın şifacıların bilgisi, becerileri ve otonomlukları ikinci dereceye itilmeliydi. 14. ve 15. yüzyıllardaki cadı avları sırasında, binlerce kadın, hastaları tedavi edebildiği, kadınlara doğum kontrolü ve bebek düşürme gibi konularda yardımcı ve bebek doğururken destek olduğu için yakılmıştı. Kadınlar ayrıca sömürgecilik ve emperyalizmin sonucunda yerlilerin şifa uygulamalarını n nasıl yerle bir edildiğini (ve edilmeye devam edildiğini) de incelemişlerdi.
Kadınlar, kadın özgürlük hareketinin temelinde yatan genel bilinç artışı grupları gibi bu konuda da kendi kendine yeten küçük gruplar ve klinikler oluşturmuştu ve bu ortamlarda sağlıkla ilgili deneyim ve birikimlerini birbirleriyle paylaşıyorlardı . Böylece sözde uzmanlar tarafından yok edilmiş veya önüne geçilmiş bilgiyi yeniden talep etme ve var olan sağlık nosyonlarıyla mücadele etme gereksinimini gördüler. Bir araya gelerek vücutlarını incelediler, sezgilerini paylaştılar, pek çok sağlık problemlerini kendi kendine geçirecek çareler buldular ve fikirlerini yaymaya başladılar. Çeşitli kadın grupları tam anlamıyla kadının gereksinimlerini ortaya koyan yayınlar çıkardı. Bu yayınlarda bedenlerinin gerçekçi resimleri ve fotoğrafları ve sağlıkla alakalı her çeşit konuya yer ayrılmıştı.
Birkaç yıl önce bu fikirler ve yayınlardan etkilenen Brighton’daki birkaç kadın, bir kadın sağlığı kolektifi kurduk. Pek çok güçlüğe rağmen hafta bir buluşup tam anlamıyla radikal pek çok şeyi paylaşıp irdeleyebiliyorduk. (Kelimenin en geniş manasıyla) sağlıkla ilgili bilgiler ve deneyimleri bir araya getirmek ve bunların politik bağlamlarını anlamak üzere toplanıyorduk. Kapitalizm, ırkçılık ve ataerkilliğin insanları nasıl hasta ettiğini araştırıyorduk. Ayrıca “New Age hareketi”nin kendi kendimizi iyileştirme fikrini, büyük kolektif değişim hareketleri yapılmadan yalnızlaştırılmış bireylere satarak alternatif tıp potansiyelini nasıl tahrif ettiğini inceledik.
Pek çoğumuz ilk olarak sağlığımızla ilgili derinlemesine konuşuyorduk; zihinsel ve ruhsal sağlığımızdan, anatomimizden, cinselliğimizden, cinsel sağlığımızdan, regl dönemlerimizden, gebeliğimizden, kürtajdan ve tıp sistemi ile yaşadığımız deneyimlerimizden bahsediyorduk. Ayrıca bir kolektif olarak birlikte iken kendi kendimize muayeneler yapıyor ve bitkiler, masaj ve genel destek ile kendi kendimizi tedavi etme yolları buluyorduk. Hatta bazı kadınları bitkisel kürtaj yöntemleriyle destekleyebilmiş tik; önemli kitaplara erişebiliyorduk ve günlük destek verebiliyorduk. Artık haftada bir toplanmasak da hala araştırdığımız bilgileri derleyerek dergi çıkarmaya çalışıyoruz ve pek çok atölyede çalışıyoruz. Bunlarla ilgili daha fazla bilgi için veya bu makalenin yazarları ile temas kurmak için şu adrese e-mail atınız: anarchafeministheal th@yahoogroups. co.uk Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Daha fazla bilgi için
Bu bilgiler hala çok marjinal durumda; bu yüzden bu fikirlerin mümkün mertebe paylaşılması çok önemli. Kadın sağlığı konusunda daha fazla ayrıntı, sağlıkla ilgili radikal eleştiriler ve DIY (Kendi kendine yap) sağlık tavsiyeleri için şuralara bakın:
A New View of a Woman's Body by The Federation of Feminist Women's Health Centers (Feminist Health Press, 1995). ISBN 0 96299 45 02. We cannot recommend this book enough. It's hard to get in the UK, but the authors of this piece will be able to supply copies soon. If you want more details get in touch with: Bookshop Collective, c/o The Cowley Club, 12 London Road, Brighton BN1 4JA, UK.
Herbal Abortion: A Woman's Guide to DIY Abortion complied and edited by Anwen (Godhaven Ink, 2002). Costs £2.50 (including postage) from: Godhaven Ink, Rooted Media, The Cardigan Centre, 145-149 Cardigan Road, Leeds LS6 1LJ, UK.
Hotpantz: DIY Gynaecological Herbal Remedies. Costs around US$3.00 from: Hotpantz CP, 871, Succ. C Qc, H2L 4L6, Canada.
Witches, Midwives and Nurses: A History of Women Healers by Barbara Ehrenreich and Deirdre English (The Feminist Press, 1973). ISBN 0 91 2670 134. Available for £1.50 from: re-pressed distribution, 145 Cardigan Road, Leeds, LS6 1LJ, UK.
Ayrıca bu iki web sitesi de bakmaya değer:
http://www.bloodsis ters.org/
http://www.geocitie s.com/sister zeus/
Çeviri: Birdy
Kaynak: Do or Die
--
-
Aforum - www.internationala. org
Yorum (0) Yorum yaz!
Beyoğlu'nda Feminist Aday;
22/3/2009 ·
Beyoğlu Belediyesi’ne feminist aday
İSTANBUL - Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın gönüllüsü Ülfet Taylı, Beyoğlu Belediye Başkanlığı için bağımsız aday olurken, insan hakları çalışmaları yapan transeksüel Belgin Çelik de aynı ilçedeki Katip Mustafa Çelebi Mahallesi’nde muhtar adaylığını açıkladı.
İstiklal Caddesi’ndeki seçim bürosunda dün yapılan basın toplantısında konuşan Taylı, “Kadınlar yerel seçimlerde kendi sözünü söylemek istiyor. Bu kez talep etmiyoruz, talibiz” dedi. Taylı, yerel yönetimlerde feminist politikaların gerekli olduğunu dile getirmek istediklerini anlatarak, mevcut yerel yönetimlerin yükümlülüklerine rağmen kreş ve sığınma evleri açmadıklarını söyledi.
Yerel yönetimlerin bugüne kadar hep erkeklerin bakış açısıyla yönetildiğini savunan Taylı, kadınları gören, onların farklı ihtiyaçlarını dikkate alan yerel bir politikanın, ancak feminizmle mümkün olabileceğini belirtti. Açıklamadan sonra kadınlar, şarkılar söyledi.
Transeksüel muhtarlığa aday oldu
Öte yandan, uzun süreden beri Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel Dayanışma Derneği (Lambdaistanbul) bünyesinde insan hakları çalışmaları yürüten transeksüel Belgin Çelik de Beyoğlu’ndaki Katip Mustafa Çelebi Mahallesi’nde muhtar adayı oldu. Adaylığını açıklayan Belgin Çelik’e feminist ve eşcinsel örgütleri destek veriyor.
Kaynak: Radikal.com.tr
Yorum (0) Yorum yaz!
13/2/2009 ·
"Eşitlik"
eşitlik kavramı aydınlama çağı ile ile yeniden insan canlısının gündemine girdi.ilk insan toplumlarında bu kavramı dillendirme ihtiyacı varmıydı bilmiyorum.ama insanlar o dönemde komün hayatı yaşadıkları için eşitsizlik diye bir durum söz konusu olmadığını düşünüyorum.bu durumu daha iyi anlamak için ilk toplumlardaki sakatlar,çocuklar ve yaşlılara nasıl davranıldığına bakmak lazım ki bu konuda da bilgi sahibi değilim
herkesin bildiği mülkiyetin dağılımı eşitsziliğin temel momentidir.mülkiyet denilen kavram insanlık sahnesine çıkınca bundan en çok zarar görenler o gün bugündür pek değişmedi
azınlık olan,kadın olan,çocuk olan,üretim dışında kalmış sakat olan,yaşlı olan,toplumsal cinsiyet kodlanmlarının dışında bir kod alan özetle her dönem değişen 'normal' normlarına uymayan her zat eşitsizliliğin öznesi olmak durumundadır
hal böyle olunca bu durum hiç bir biçimde eşitlenmeyecek demek midir? kapitalistlere göre böyle.sosyalistlere göre böyle değil ama onlarda uygulmada aslında böyle düşündüklerini gösterdiler.sosyalist ülkelerdeki azınlıklar ve kadınların durumuna bakarak bunu çok rahat görebiliriz
bana göre eşitilik üzerine en ciddi bir biçimde kafa yoranlar feministlerdir.dünya ve türk,kürt kadın hareketinin öncülerinin sol kültürden gelen kadınlardan olması bir tesadüf değildir.bu kadınlar eşitlik hak mücadelesi verdikleri erkek yoldaşlarının kendilerine pekte eşit davranmadıklarını görünce bu işte bir terslik var deyip eşitlik nedir nasıl bişedir üzerine ciddi ciddi kafa yormaya başladılar.hiyerarşiyi,eşitliği,iktidarın ne olduğunu en çok feministler tartıştı bu nedenle
bu erkeklerin bu kavramları es geçtiği anlamına gelmez ama. bunu söylemek dünya anarşistlerine ve komünistlerine en önemliside sevgili marcosuma haksızlık olur
lakın eşitlik en çok ezilenlerin ihtiyacıdır bu nedenle en çok onların gündeminde olur. bu algıda seçicilik mi?
aynı zamanda doğduğu günden beri eşitlik üzerinden eğitim almayan bizler ne kadar eşit davranbiliriz.insanlar eşittir bir komedidir bu yüzden.tanrı bütün kullarına eşit davranır diyen inanlar ise bu komedinin baş aktörleri.
her insan yaşadığı sürece çeşitli biçimlerde eşitsizliğe maruz kalmıştır mutlaka.bilerek yada bilmeyerek.yada eşitsiz davranmıştır birilerine.önemli olan bu değildir belkide.önemli olan eşitliğin bir insanlık hakkı olduğudur.ve diğer bütün canlılarında bu dünyayı paylaşma hakkının olduğu unutulmaması koşuluyla
.kadınlar duyarlı olduğunu söyleyen kadınlarla yıllarca kadın hareketi içinde çeşitli şeklillerde mücadele içinde bulundum.kadınlar en ezilen oldukları halde,eşit hakkı en çok dillendirdikleri halde nasıl eşitsizlikler yarattıklarına şahit oldum binlerce kez.
sonunda bunun bir kültür olduğuna zamanla değişeceğine bilince çıkarmadan halledilmeyceğine karar verdim.evet eşitlik bir haktır,bunu bilincimize çıkartarak işe başlayabiliriz belki gerisi gelir diye düşünmekteyim
eğer bir kadın/ erkek
- ne olmuş canım kürtler milletvekili olmuyormu bu ülkede,bak özal cumhurbaşkanı bile oldu diyorsa
- pkk lılara terörist derseniz samimiyetinize inanırız ey dtp liler yoksa yok dayatması varsa
- ne olmuş canım biz rumlar,ermeniler,yahudiler gül gibi yaşadık gittik yıllarca bu topraklarda diyenler türklerse
-tabii canım bende kadınların ezildiğine inanıyorum ama bu feministlerde çok uç şeyler söylüyor canım,bugünün koşullarında bu şartlarda onların dediğide abesle iştigal bunca işsizlik bunca sorun dert arasında cümlesi sıkça duyuluyorsa
- tabii canım sokak çocukları çok büyük bir sorun vallahi sokağa çıkamaz olduk şu kap kaçıların yüzünden devlet buna bir çözüm bulsun diyenlerin çoğu kadın ise.
bu memleketin sorunu nüfus planlması ile çözülecek.bak doğu ve güneydoğuya her evde 8 çocuk olmaz ki ama,hangi çağda yaşıyoruz nüfus kontrolu niye yapılmıyor diye feryat figan ediliyorsa,yani oklar hep bu bölgeleri gösteriyorsa
-ah biz çingenleri pek severiz çok rahat insanlar,çok tatlılar demeye bayılıyorsak
evimze gelen ev işçisi kadından'temizliğe kadın gelecek' diye bahsediyorsak
- giymediğimiz eskilerimizi'vallahi bir kere falan giydi küçüldü bu sizin çocuğa olur belki'deyip kapıcının çocuğuna veriyorsak.ve o kapıcı çocuğu o giyisi ile apartmanın kapsında oynarken giyisis verilen çocuk ona bakıyorsa ve bakışları ile ezmeye kalkışıyorsa
-çocuğa fotoğraf çeken bir cep telefonu aldım,ne yapyım bütün arkadaşlarında var gözü kalmasın dedim diyorsak
- kendimizden daha az bilgili kadınlara öyle değilmiş gibi,eşitmiş gibi davranıyorsak ve bu eşitlik kurgumuz,ütopyamız üzerinden yapılıyorsa
- sakat arkdaşlarımıza ya senin bu sakatlığının kaynağı ne nasıl oldu sorusunu soramıyorsak o incinmesin diye yapıyorsak bunu,sakatlığı yokmuş gibi davranıyorsak
kat edeceğimiz çok yol var demektir.eşitlik kaf dağının arkasında demektir henüz.henüz insan soyu bunu öğrenmemiş demektir.
lakin eşitlik haktır dersek heryerde,yüksek sesle,bıkmadan. beynimiz inanacak önce buna.biz inanırsak başkalarında inandırız belki
belki
umut fakirin ekmeği
ben bir fakirim zira...
Gagacum
Yorum (0) Yorum yaz!
Kadınlık Dolayımıyla Erkeklik Öznelliği
1/12/2008 ·
http://www.lilithkolektifi.com |
Yorum (0) Yorum yaz!
Amargi'nin Güz Sayısı Kitapçılarda!
1/9/2008 ·
Yorum (0) Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »
Dergi bu sayısında yoksulluğu gündeme taşıyor. Bunun dışında siyaset, sanat ve edebiyat da kadın odağıyla mercek altında. 
