<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Lilith</title>
        <description>Lilith, Sümer, babil,pers ve tüton mitolojilerinde lilith'in vampir kadin, tüm bedenlerin sonu, öten baykus, köpek ve yilan olduguna inanilirdi. disinin iç güdüsel, dünyevi varlik durumudur. o ademin altinda kalmak ve ona bagli olmak yerine vahseti ve seytanla ortakligi seçmistir. elleri ve ayaklari havva'yi ayarttigi için tanri tarafindan kesilmistir.</description>
        <link>http://lilithler.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 01:37:33 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title></title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/44650611.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/44650611.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Feminist Sağlık, Şifa ve Bitkiler &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirminci y&amp;uuml;zyılın ikinci yarısında kadın &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;ğ&amp;uuml; hareketinin bir par&amp;ccedil;ası olarak kadınlar bir araya gelip, tıp se&amp;ccedil;kinlerinin kadın sağlığı ve kadın hastalıkları konularındaki tutumlarını sorgulamaya başladılar. Ataerkil kilise ve devlet d&amp;uuml;zeninin y&amp;uuml;kselişinin bir par&amp;ccedil;ası olan erkek egemen tıp camiasının Avrupa&amp;rsquo;daki geleneksel şifa y&amp;ouml;ntemleri &amp;uuml;zerine etkilerini incelediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni tıbbın iyice yerleşmesi i&amp;ccedil;in, o zamana kadar sağlık konularının ana kaynağı olmuş kadın şifacıların bilgisi, becerileri ve otonomlukları ikinci dereceye itilmeliydi. 14. ve 15. y&amp;uuml;zyıllardaki cadı avları sırasında, binlerce kadın, hastaları tedavi edebildiği, kadınlara doğum kontrol&amp;uuml; ve bebek d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rme gibi konularda yardımcı ve bebek doğururken destek olduğu i&amp;ccedil;in yakılmıştı. Kadınlar ayrıca s&amp;ouml;m&amp;uuml;rgecilik ve emperyalizmin sonucunda yerlilerin şifa uygulamalarını n nasıl yerle bir edildiğini (ve edilmeye devam edildiğini) de incelemişlerdi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kadınlar, kadın &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k hareketinin temelinde yatan genel bilin&amp;ccedil; artışı grupları gibi bu konuda da kendi kendine yeten k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k gruplar ve klinikler oluşturmuştu ve bu ortamlarda sağlıkla ilgili deneyim ve birikimlerini birbirleriyle paylaşıyorlardı . B&amp;ouml;ylece s&amp;ouml;zde uzmanlar tarafından yok edilmiş veya &amp;ouml;n&amp;uuml;ne ge&amp;ccedil;ilmiş&amp;nbsp; bilgiyi yeniden talep etme ve var olan sağlık nosyonlarıyla m&amp;uuml;cadele etme gereksinimini g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ler. Bir araya gelerek v&amp;uuml;cutlarını incelediler, sezgilerini paylaştılar, pek &amp;ccedil;ok sağlık problemlerini kendi kendine ge&amp;ccedil;irecek &amp;ccedil;areler buldular ve fikirlerini yaymaya başladılar. &amp;Ccedil;eşitli kadın grupları tam anlamıyla kadın.. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/44650611.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 26 May 2009 22:46:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Beyoğlu'nda Feminist Aday;</title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/beyoglu-nda-feminist-aday_39296761.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/beyoglu-nda-feminist-aday_39296761.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&lt;img src=&quot;http://www.gabile.com/images/kirmizibaslik.gif&quot; /&gt; Beyoğlu Belediyesi&amp;rsquo;ne feminist aday&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İSTANBUL - Mor &amp;Ccedil;atı Kadın Sığınağı Vakfı&amp;rsquo;nın g&amp;ouml;n&amp;uuml;ll&amp;uuml;s&amp;uuml; &amp;Uuml;lfet Taylı, Beyoğlu Belediye Başkanlığı i&amp;ccedil;in bağımsız aday olurken, insan hakları &amp;ccedil;alışmaları yapan transeks&amp;uuml;el Belgin &amp;Ccedil;elik de aynı il&amp;ccedil;edeki Katip Mustafa &amp;Ccedil;elebi Mahallesi&amp;rsquo;nde muhtar adaylığını a&amp;ccedil;ıkladı.&lt;br /&gt; İstiklal Caddesi&amp;rsquo;ndeki se&amp;ccedil;im b&amp;uuml;rosunda d&amp;uuml;n yapılan basın toplantısında konuşan Taylı, &amp;ldquo;Kadınlar yerel se&amp;ccedil;imlerde kendi s&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; s&amp;ouml;ylemek istiyor. Bu kez talep etmiyoruz, talibiz&amp;rdquo; dedi. Taylı, yerel y&amp;ouml;netimlerde feminist politikaların gerekli olduğunu dile getirmek istediklerini anlatarak, mevcut yerel y&amp;ouml;netimlerin y&amp;uuml;k&amp;uuml;ml&amp;uuml;l&amp;uuml;klerine rağmen kreş ve sığınma evleri a&amp;ccedil;madıklarını s&amp;ouml;yledi.&lt;br /&gt; Yerel y&amp;ouml;netimlerin bug&amp;uuml;ne kadar hep erkeklerin bakış a&amp;ccedil;ısıyla y&amp;ouml;netildiğini savunan Taylı, kadınları g&amp;ouml;ren, onların farklı ihtiya&amp;ccedil;larını dikkate alan yerel bir politikanın, ancak feminizmle m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olabileceğini belirtti. A&amp;ccedil;ıklamadan sonra kadınlar, şarkılar s&amp;ouml;yledi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Transeks&amp;uuml;el muhtarlığa aday oldu&lt;br /&gt; &amp;Ouml;te yandan, uzun s&amp;uuml;reden beri Lezbiyen, Gey, Biseks&amp;uuml;el, Travesti ve Transeks&amp;uuml;el Dayanışma Derneği (Lambdaistanbul) b&amp;uuml;nyesinde insan hakları &amp;ccedil;alışmaları y&amp;uuml;r&amp;uuml;ten transeks&amp;uuml;el Belgin &amp;Ccedil;elik de Beyoğlu&amp;rsquo;ndaki Katip Mustafa &amp;Ccedil;elebi Mahallesi&amp;rsquo;nde muhtar adayı oldu. Adaylığını a&amp;ccedil;ıklayan Belgin &amp;Ccedil;elik&amp;rsquo;e feminist ve eşcinsel &amp;ouml;rg&amp;uuml;tleri destek veriyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Kaynak: Radikal.com.tr.. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/beyoglu-nda-feminist-aday_39296761.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Mar 2009 13:39:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title></title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/35959071.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/35959071.html</guid> 
            <description>&quot;Eşitlik&quot;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;eşitlik kavramı aydınlama &amp;ccedil;ağı ile ile yeniden insan canlısının g&amp;uuml;ndemine girdi.ilk insan toplumlarında bu kavramı dillendirme ihtiyacı varmıydı bilmiyorum.ama insanlar o d&amp;ouml;nemde kom&amp;uuml;n hayatı yaşadıkları i&amp;ccedil;in eşitsizlik diye bir durum s&amp;ouml;z konusu olmadığını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum.bu durumu daha iyi anlamak i&amp;ccedil;in ilk toplumlardaki sakatlar,&amp;ccedil;ocuklar ve yaşlılara nasıl davranıldığına bakmak lazım ki bu konuda da bilgi sahibi değilim &lt;br /&gt;herkesin bildiği m&amp;uuml;lkiyetin dağılımı eşitsziliğin temel momentidir.m&amp;uuml;lkiyet denilen kavram insanlık sahnesine &amp;ccedil;ıkınca bundan en &amp;ccedil;ok zarar g&amp;ouml;renler o g&amp;uuml;n bug&amp;uuml;nd&amp;uuml;r pek değişmedi &lt;br /&gt;azınlık olan,kadın olan,&amp;ccedil;ocuk olan,&amp;uuml;retim dışında kalmış sakat olan,yaşlı olan,toplumsal cinsiyet kodlanmlarının dışında bir kod alan &amp;ouml;zetle her d&amp;ouml;nem değişen 'normal' normlarına uymayan her zat eşitsizliliğin &amp;ouml;znesi olmak durumundadır &lt;br /&gt;hal b&amp;ouml;yle olunca bu durum hi&amp;ccedil; bir bi&amp;ccedil;imde eşitlenmeyecek demek midir? kapitalistlere g&amp;ouml;re b&amp;ouml;yle.sosyalistlere g&amp;ouml;re b&amp;ouml;yle değil ama onlarda uygulmada aslında b&amp;ouml;yle d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;klerini g&amp;ouml;sterdiler.sosyalist &amp;uuml;lkelerdeki azınlıklar ve kadınların durumuna bakarak bunu &amp;ccedil;ok rahat g&amp;ouml;rebiliriz &lt;br /&gt;bana g&amp;ouml;re eşitilik &amp;uuml;zerine en ciddi bir bi&amp;ccedil;imde kafa yoranlar feministlerdir.d&amp;uuml;nya ve t&amp;uuml;rk,k&amp;uuml;rt kadın hareketinin &amp;ouml;nc&amp;uuml;lerinin sol k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rden gelen kadınlardan olması bir tesad&amp;uuml;f değildir.bu kadınlar eşitlik hak m&amp;uuml;cadelesi verdikleri erkek yoldaşlarının kendilerine pekte eşit davranmadıklarını g&amp;ouml;r&amp;uuml;nce bu işte bir terslik var deyip eşitlik nedir nasıl bişedir &amp;uuml;zerine ciddi ciddi kafa yormaya başladılar.hiyerarşiyi,eşitliği,iktidarın ne olduğunu en &amp;ccedil;ok feministler tartıştı bu nedenle &lt;br /&gt;bu erkekle.. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/35959071.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2009 00:11:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kadınlık Dolayımıyla Erkeklik Öznelliği </title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/kadinlik-dolayimiyla-erkeklik-oznelligi_30174271.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/kadinlik-dolayimiyla-erkeklik-oznelligi_30174271.html</guid> 
            <description>&lt;h2&gt;&lt;br /&gt;&lt;/h2&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;table width=&quot;92%&quot; align=&quot;center&quot; border=&quot;0&quot; cellpadding=&quot;0&quot; cellspacing=&quot;0&quot;&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt; KADINLIK DOLAYIMIYLA ERKEKLİK &amp;Ouml;ZNELLİĞİ&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &amp;Ccedil;ağdaş Demren&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Erkeklik, &amp;Ouml;znellik ve İktidar&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Judith Butler&amp;#65533;e (1990:vii-viii) g&amp;ouml;re iktidar, iki &amp;ouml;zne veya bir &amp;ouml;zne ve&lt;br /&gt; &amp;ouml;teki arasındaki m&amp;uuml;badeleden, ilişkiden daha fazla bir şeydir. Toplumsal cinsiyet&lt;br /&gt; hakkında d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;len ikili &amp;ccedil;er&amp;ccedil;evenin &amp;uuml;retiminde işleyen bir olgudur. Toplumsal&lt;br /&gt; cinsiyetin (gender), cinsiyetle (sex) &amp;ouml;rt&amp;uuml;şmesi gerekmez, kendini onunla&lt;br /&gt; sınırlamaz. &amp;#65533;Erkek&amp;#65533;in inşası, onun bedeninden h&amp;acirc;sıl olan bir şey değildir.&lt;br /&gt; Şimdiye kadar toplumsal cinsiyetin cinsiyeti yansıttığı veya onun tarafından&lt;br /&gt; sınırlandığı &amp;ouml;rt&amp;uuml;k olarak da olsa, bir &amp;ouml;n kabul gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;yordu (Butler, 1990:6).&lt;br /&gt; Yani bir &amp;#65533;erkek&amp;#65533; ve &amp;#65533;kadın&amp;#65533; ikilisinden, eril bedene sahip olanların &amp;#65533;erkek&amp;#65533;&lt;br /&gt; olacağı, dişil bir bedene sahip olanların da &amp;#65533;kadın&amp;#65533; olacağı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;l&amp;uuml;yordu.&lt;br /&gt; H&amp;acirc;lbuki, toplumsal cinsiyet &amp;#65533;kadın&amp;#65533; ve &amp;#65533;erkek&amp;#65533; ikilisinden daha fazla bir şeydir,&lt;br /&gt; &amp;ccedil;okludur ve cinsiyetten bağımsızdır. &amp;#65533;Erkeklik&amp;#65533; dişil bir bedene bağlı olarak da&lt;br /&gt; ifade edilebilir. Butler bu noktada bir adım daha ileri gider. O, cinsiyet&lt;br /&gt; kavramının da aynı toplumsal cinsiyet gibi bir k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel inşa olduğunu, bu nedenle&lt;br /&gt; de, &amp;#65533;cinsiyetin&amp;#65533; &amp;ccedil;oktan bir &amp;#65533;toplumsal cinsiyet&amp;#65533; olduğunu ileri s&amp;uuml;rer. Toplumsal&lt;br /&gt; cinsiyet (gender), cinsiyetin (sex) k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel bir yorumu değildir, cinsiyetin kendisi&lt;br /&gt; zaten toplumsal cinsiyetlendirilmiş bir kategoridir2. Diğer bir .. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/kadinlik-dolayimiyla-erkeklik-oznelligi_30174271.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 01 Dec 2008 19:09:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Amargi'nin Güz Sayısı Kitapçılarda! </title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/amargi-nin-guz-sayisi-kitapcilarda_23143241.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/amargi-nin-guz-sayisi-kitapcilarda_23143241.html</guid> 
            <description>&lt;h1&gt;&lt;br /&gt;&lt;/h1&gt; &lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://www.uvercinka.com/kadin/images/amargi.jpg&quot; align=&quot;right&quot; /&gt;Dergi bu sayısında yoksulluğu g&amp;uuml;ndeme taşıyor. Bunun dışında siyaset, sanat ve edebiyat da kadın odağıyla mercek altında.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;İşte yine geldik. Her zamanki gibi, g&amp;uuml;n&amp;uuml;n&amp;uuml; ve saatini ka&amp;ccedil;ırmadan&amp;#65533; T&amp;uuml;m &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k ve sevgi arayış&amp;ccedil;ılarına, merhaba demek i&amp;ccedil;in. Tabii biz &amp;ouml;yle merhaba deyip ge&amp;ccedil;meyiz. Geldik, biraz halleşmek i&amp;ccedil;in. &amp;Ccedil;antamızda ayna var, birbirimize tutmak i&amp;ccedil;in. Ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;k, ne yaşadık, ne g&amp;ouml;rd&amp;uuml;k biraz paylaşmak i&amp;ccedil;in&amp;#65533; Bir de &amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;ze ağır bir dosyayı koymak i&amp;ccedil;in: Yoksulluk&amp;#65533;&quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amargi yaz başında &amp;ccedil;ıkan &quot;Siyaset Kimin Meydanı&quot;nın ardından &quot;Yoksulluk Kader Olamaz&quot; ismini verdikleri yeni sayılarını Yıldız Ecevit, Şemsa &amp;Ouml;zar, Dilek Hattatoğlu, Filiz Kardam, Pınar Uyan, Serap G&amp;uuml;re, Nazan &amp;Uuml;st&amp;uuml;ndağ, Handan Coşkun, Melek G&amp;ouml;renli ve Şebnem Balcı'nın katkılarıyla oluşturdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Sonbahar geldi, hava biraz serinledi ama hayat yakıyor. Temel g&amp;uuml;ndemi savaş, susuzluk, ayrımcılık ve yoksulluk olan milyonlar a&amp;ccedil;ısından hala umut yok. Acısına, utan&amp;ccedil; verici varlığına alışılan, muhalefetin &amp;uuml;zerine politika geliştirmekte zorlandığı &amp;#65533;yoksulluk&amp;#65533; meselesini, bir de bizim tekneyle politik g&amp;uuml;ndeme taşıyalım dedik.&quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ouml;nceki sayılarda a&amp;ccedil;ılan tartışmalar s&amp;uuml;r&amp;uuml;yor   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derginin g&amp;uuml;z sayısında 22 Temmuz se&amp;ccedil;im s&amp;uuml;reci ve sonrasının farklı a&amp;ccedil;ılardan tartışıldığı b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; N&amp;uuml;khet Sirman, İlknur &amp;Uuml;st&amp;uuml;n, &amp;Ccedil;iğdem Mater, Ayşe G&amp;uuml;naysu ve Nilg&amp;uuml;n Toker'in kaleminden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amargi&amp;#65533;nin &amp;ouml;nceki sayılarında başlayan tartışmalar da bitmiyor. &amp;Uuml;lfet Taylı ve Zelal Yal&amp;ccedil;ın, &amp;#65533;Mor &amp;Ccedil;atı&amp;#6553.. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/amargi-nin-guz-sayisi-kitapcilarda_23143241.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 01 Sep 2008 15:16:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Furuğ Ferruhzad</title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/furug-ferruhzad_23138051.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/furug-ferruhzad_23138051.html</guid> 
            <description>İranlı şair, yazar, oyuncu, y&amp;ouml;netmen, ressam. İran'ın 20. yy'da yetiştirdiği en &amp;ouml;nemli kadın şairlerindendir &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Babası Albay Muhammed Ferruhzad ile annesi Turan Veziriteber hanımın yedi &amp;ccedil;ocuğundan &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml;s&amp;uuml; idi. Mahalle mektebinde 9. sınıfa kadar devam ettikten sonra kız sanat okuluna gitti. Burada resim, dikiş-nakış ve el sanatları &amp;ouml;ğrendi. Hicivci şair F&amp;uuml;ruğ, 16 ya da 17 yaşlarına geldiğinde Perviz Şapur ile evlendi. Eğitimine kocasının yanında Ahvaz'da devam etti. Bir yıl sonra tek &amp;ccedil;ocuğu olan K&amp;#257;my&amp;#257;r'ı d&amp;uuml;nyaya getirdi. Evliliğinden iki yıl sonra 1954 yılında F&amp;uuml;ruğ, eşinden ayrıldı. Mahkeme K&amp;#257;my&amp;#257;r'ın velayetini kocasına verdi. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;F&amp;uuml;ruğ, Tahran'a geri d&amp;ouml;n&amp;uuml;p şiir yazmaya devam etti ve Esir adını verdiği ilk kitabını yayınladı. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1958 yılında İbrahim G&amp;uuml;listan'la tanışır ve dokuz ayını Avrupa'da ge&amp;ccedil;irir. Şair bu d&amp;ouml;nemde yaşamının esin kaynağı olan şiirlerine devam eder ve hızla iki kitabını daha piyasaya s&amp;uuml;rer. Bunlardan ilki Duvar ve diğeri de İsyan'dır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İranlı c&amp;uuml;zzam hastalarını ve onların sorunları ile ilgili olarak Tebriz'de film yapar. 1962 yılında filmi Kara Ev adını verdiği filmiyle d&amp;uuml;nyanın &amp;ccedil;eşitli yerlerinde &amp;ouml;d&amp;uuml;ller kazanır. Film &amp;ccedil;ekimi sırasında c&amp;uuml;zzamlılar evinde tanıştığı H&amp;uuml;seyin Mansur isimli &amp;ccedil;ocuğu evlat edinir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1963 yılında F&amp;uuml;ruğ, Yeniden Doğuş adlı eserini yayınlar. Artık şiirde olgunlaşma d&amp;ouml;nemidir ve sanatsal d&amp;uuml;zeyi y&amp;uuml;ksektir. Bu kitabıyla şair, İran şiirinde derin ve etkileyici değişikliklere yol a&amp;ccedil;mıştır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13 Şubat 1967 tarihinde &amp;ouml;ğleden sonra saat 14.30'da st&amp;uuml;dyoya gitmek i&amp;ccedil;in hızla seyir halindeyken karşısına &amp;ccedil;ıkan okul aracına &amp;ccedil;arpamamak i&amp;ccedil;in direksiyonu kıran F&amp;uuml;ruğ, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata g&amp;ouml;z.. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/furug-ferruhzad_23138051.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:46:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>*Nişanyan Dışkı Skandalı ve Ahlak *</title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/nisanyan-diski-skandali-ve-ahlak_21799561.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/nisanyan-diski-skandali-ve-ahlak_21799561.html</guid> 
            <description>*Nişanyan Dışkı Skandalı ve Ahlak *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlık Ağustos 2008 &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;S&amp;uuml;reyyya Evren &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sanat&amp;ccedil;ı bir arkadaşım, Beyoğlu'nda y&amp;uuml;r&amp;uuml;rken, bir akşam&amp;uuml;st&amp;uuml;, Fransız &lt;br /&gt;konsolosluğunun sokağında, bir kadını sakınmaksızın d&amp;ouml;ven bir adam g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; &lt;br /&gt;anlatmıştı. Bağırış &amp;ccedil;ağırış &amp;#65533; tekme tokat. Sokağın girişinde dikilip dayak &lt;br /&gt;sahnesini izlemiş, eşikte sallanarak neredeyse, teredd&amp;uuml;tler i&amp;ccedil;inde, bir &lt;br /&gt;t&amp;uuml;rl&amp;uuml; olayın sokağına giremeyerek, ama İstiklal'de yoluna devam da &lt;br /&gt;edemeyerek. Neden?  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Evet, sordum, neden, ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;n, ne hissettin? Bir yandan demişti, bu &lt;br /&gt;m&amp;uuml;dahale edilmemesi gereken bir karı koca kavgası olabilirdi, yaklaştığım &lt;br /&gt;anda ben kadın tarafından da dışlanabilirdim. Ikincisi adam beni de &lt;br /&gt;korkutuyordu. &amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml;s&amp;uuml; birisinin birşey yapmasını bekliyordum sanki. Sokağın &lt;br /&gt;girişinde başını &amp;ccedil;evirip sahneyi izlemekle yetinen her bir yeni izleyici &lt;br /&gt;beni de kilitliyordu. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bunlar ilk ağzından d&amp;ouml;k&amp;uuml;lenlerdi, konuşma biraz daha uzayınca &lt;br /&gt;rasyonalizasyon ağır basmaya başladı, &amp;ouml;nce adamın fail olarak konumunun &lt;br /&gt;&amp;ouml;nemini belirsizleştirici yorumlar d&amp;ouml;k&amp;uuml;lmeye başladı, olay &lt;br /&gt;sıradanlaştırıldı, t&amp;uuml;rl&amp;uuml; benzetmelerle, &amp;ccedil;ağrışımlarla, &amp;ouml;rneklemelerle n&amp;ouml;tr &lt;br /&gt;g&amp;ouml;z&amp;uuml;ken başka olayların g&amp;ouml;ze ters gelen bir versiyonundan ibaretmiş gibi &lt;br /&gt;kodlanır oldu, sonra giderek adamın motivasyonlarını, ruh halini merak eder &lt;br /&gt;olduk, bu noktaya acaba nasıl gelmişti, filmin g&amp;ouml;rmediğimiz sahnelerinde &lt;br /&gt;acaba kadın neler yapmıştı, acaba adam da babasından dayak yiye yiye mi &lt;br /&gt;b&amp;uuml;y&amp;uuml;m&amp;uuml;şt&amp;uuml;, vs. vs. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İstiklal Caddesi'nin bir yan sokağının eşiğindeki teredd&amp;uum.. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/nisanyan-diski-skandali-ve-ahlak_21799561.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 13 Aug 2008 14:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title></title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/20093331.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/20093331.html</guid> 
            <description>&lt;h2&gt;Tecav&amp;uuml;z ve Cinsiyet Savaşları&lt;/h2&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;table align=&quot;center&quot; border=&quot;0&quot; cellpadding=&quot;0&quot; cellspacing=&quot;0&quot; width=&quot;92%&quot;&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Tecav&amp;uuml;z ve Modern Cinsiyet Savaşları &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Camille Paglia &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Camille Anna Paglia. 2 Nisan 1947 doğumlu A.B.D.&amp;#65533;li kadın yazar. 10 yaşında katıldığı bir yaz kampından &quot;Bir &amp;ouml;nlezbiyenlik cennetiydi.&quot; diye bahsedecek kadar &quot;aggressive&quot; bir &amp;ccedil;ocuk. Daha 16 yaşındayken Amerikan kadınları i&amp;ccedil;in fırsat eşitliği konulu bir mektubu Newsweek&amp;#65533;de yayımlanmış. Yale mezunu. &amp;#65533;68 hareketinin ateşli kadın hakları savunucusu. Feministlerin &quot;pek&quot; sevmediği bir isim. 1989&amp;#65533;dan beri sigara i&amp;ccedil;miyor. 1991&amp;#65533;den beri Philadelphia University of the Arts&amp;#65533;da Toplumbilim profes&amp;ouml;r&amp;uuml;. Rock m&amp;uuml;zik ve Amerikan futbolu hayranı. Aslında aynanın ne &amp;ouml;n&amp;uuml;nde ne de ardında. Aynayla &quot;sır&quot; arasında... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Tecav&amp;uuml;z, medeni toplumlarda hoş g&amp;ouml;r&amp;uuml;lemeyecek bir rezalettir. Ancak, tecav&amp;uuml;z&amp;uuml;n olduğundan daha &amp;ccedil;ok ciddiye alınması i&amp;ccedil;in adeta savaş başlatan feministler, gen&amp;ccedil; kadınlardan cinsellik hakkındaki ger&amp;ccedil;ekleri saklayarak onları tehlikeye atmaktadır. &lt;br /&gt; Tecav&amp;uuml;z&amp;uuml;n ciddiyeti veya iticiliği &amp;ouml;zel bir abartıyı gerektirmez. Zorla sahip olma olgusunun yeni bir olay değil, aksine yazılı tarih boyunca, kadınların k&amp;acirc;busu olduğunu biliyoruz. Bir zamanlar babalar ve ağabeyler kadınları tecav&amp;uuml;zden korurlardı. Bir zamanlar tecav&amp;uuml;z&amp;uuml;n cezası idamdı. &amp;Ccedil;ok değil, yakın bir tarihe kadar tecav&amp;uuml;zc&amp;uuml;lerin bı&amp;ccedil;aklandığı, hadım edildiği ve kızgın g&amp;uuml;neşin altında &amp;ouml;l&amp;uuml;me terkedildiği zalim bir İtalyan geleneğinden geliyorum ben. &lt;br /&gt; Ama eski klanlar ve y&amp;ouml;resel kabileler artık dağıldılar. Şehirlerde ve evlerimizden uzak &amp;uuml;niversite kamp&amp;uuml;slerinde .. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/20093331.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 16 Jul 2008 19:11:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title> Neden Feminist Anti-Militarizm?</title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/neden-feminist-anti-militarizm_17063181.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/neden-feminist-anti-militarizm_17063181.html</guid> 
            <description>

          &lt;p&gt;&lt;br&gt;
&lt;/p&gt;

          &lt;table align=&quot;center&quot; border=&quot;0&quot; cellpadding=&quot;0&quot; cellspacing=&quot;0&quot; width=&quot;92%&quot;&gt;
            &lt;tr&gt;
              &lt;td&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Neden Feminist Anti-Militarizm? &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Cynthia Cockburn / 01 Mart 2003 &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Çeviren : Ayşan Sönmez &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bu yazı, Feministçerçeve 2004'te yer alan &quot;Savaş Hâlâ Savaş...&quot; adlı dosyadan alınmıştır. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Militarizme ve savaşa karşı çıkan kadın örgütlerinde, kendimize sıkça
&amp;#65533;Biz neden bir kadın örgütüyüz?&amp;#65533; diye sorarız. Genellikle de, bu soruyu
cevaplamadan bir diğerine atlarız: &amp;#65533;Biz feminist miyiz?&amp;#65533;.
Yaptıklarımıza bir mantık arıyoruz. Bunu açıklığa kavuşturmanın iyi bir
nedeni var: Bu, bizim eylem stratejilerimizi ve sözcük seçimimizi
şekillendirebilir. Bu makalede olası cevaplar üzerine sesli düşünmeyi
amaçlıyorum. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&amp;#65533;Genler&amp;#65533; mi, yoksa &amp;#65533;hayat tecrübeleri&amp;#65533; mi? &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&amp;#65533;Neden kadınlar&amp;#65533; sorusunun kısa fakat aynı zamanda tehlikeli bir cevabı
var. Şöyle denilebilir: &amp;#65533;Barıştırıcı olmak kadınların doğasında vardır,
biz doğamız gereği anlayışlı ve şefkatliyiz, bu genlerimizde var, bu
doğurganlığımızla ilgili bir durum.&amp;#65533; Bunun tehlikeli bir fikir
olmasının ilk nedeni, kanıtların bu fikri mütemadiyen yanlışlamasıdır:
Barış hareketindeki her bir kadına karşılık, askeri bölükleri
cesaretlendiren başka bir kadın vardır. Kadınların doğaları gereği
saldırgan olmamalarını beklemek, hayal kırıklığına davetiye
çıkarmaktır. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&amp;#65533;Kadınlar doğaları gereği barıştırıcıdır&amp;#65533; ifadesinin tehlikeli
olmasının ikinci nedeni, bu ifadenin özcü olmasıdır. Yani, bu,
&amp;#65533;kadınlar&amp;#65533;ı (ki gerçekte son derece çeşitlidir) &amp;#65533;kadın&amp;#65533;a, Tanrı&amp;#65533;nın
veya doğanın bahşettiği, nitelikleri ve rolü kaçınılmaz ve karşı
çıkılamaz, esasa dair bir şeye indirger. Farklılığın özcü açıklamaları
sadece kadı.. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/neden-feminist-anti-militarizm_17063181.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 25 May 2008 12:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mekruh</title>
            <link>http://lilithler.blogcu.com/mekruh_17063041.html</link>
            <guid>http://lilithler.blogcu.com/mekruh_17063041.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/l/i/l/lilithler/mermi.jpg&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/l/i/l/lilithler/mermi.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;Serpil Odabaşı
.. ( &lt;a href=&quot;http://lilithler.blogcu.com/mekruh_17063041.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 25 May 2008 12:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://lilithler.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>